Eksamen: PSP5932 | Semester: Høst 2024 | Varighet: 5 timer
Vekting: Lesing ca. 25 % | Skriving ca. 75 %
| # | Påstand | Svar | Forklaring |
|---|---|---|---|
| 1 | Haydar Tatlıyay er kjent som en av grunnleggerne av tyrkisk folkemusikk. | Usant | Teksten sier han er kjent som en av de første som startet arabesk-sjangeren («arabesk şarkı türünü ... ilk kez başlatan»), ikke folkemusikk. |
| 2 | Tatlıyay nådde til topps i sin musikkarriere i de årene han jobbet på nattklubber i byen Izmir. | Sant | Teksten sier «Kemanda zirveye tırmanması İzmir'de çalıştığı yıllarda olduğu söylenir» (det sies at han klatret til toppen på fiolin i årene han jobbet i Izmir), og at han jobbet på nattklubber der. |
| 3 | Tatlıyay ble kjent med Atatürk da han var på en musikkturné i Gazze i 1917. | Usant | Teksten sier han møtte Atatürk under militærtjeneste i Gazze («askerlik yaptığı Gazze'de»), ikke på en musikkturné. |
| 4 | Tatlıyay komponerte om lag 100 instrumentale verk og like mange sanger. | Sant | Teksten sier «100 civarındaki saz eserleri» (rundt 100 instrumentalverk) og «100'e yakın da şarkı bestelemiştir» (komponerte nærmere 100 sanger). |
| 5 | Atatürk ga Tatlıyay en dyrebar fiolin. | Usant | Atatürk ga ham penger (27,5 lira) og sa «kjøp deg en god fiolin med dette» («Bununla kendine iyi bir keman al»). Han ga altså penger, ikke en fiolin direkte. |
| 6 | Tatlıyay donerte fioliner til barn som ville lære å spille fiolin. | Usant | Teksten sier at tre verdifulle fioliner ble donert av kona hans til museer i Konya («eşi tarafından ... Müzesi'ne ... hediye edilmiştir»), ikke til barn. |
| 7 | «Hicran-ı Elem» er navnet på en sang Tatlıyay komponerte selv. | Sant | Teksten sier at Tatlıyay presenterte seg som «Hicran-ı Elem bestekarı Haydar» (Haydar, komponisten av Hicran-ı Elem), altså hans egen komposisjon. |
Geçen hafta sosyal medyada bir yarışmaya katıldım ve büyük ödülü kazandım: favori sanatçım Tarkan'ın konserine iki bedava bilet! Tarkan benim en sevdiğim sanatçıdır çünkü müziği hem enerjik hem de duygusal. Şarkılarını her zaman dinlerim ve beni her seferinde mutlu eder.
Konser İstanbul'da, ünlü Harbiye Açık Hava Tiyatrosu'nda olacak. İstanbul'u her zaman görmek istemişimdir, bu yüzden çok heyecanlıyım. Yanıma en yakın arkadaşım Elif'i götürmek istiyorum çünkü o da Tarkan'ın büyük hayranı ve birlikte çok eğleneceğiz.
Konserin sonunda Tarkan'la sahne arkasında buluşacağız. Ona müziğe nasıl başladığını ve yeni albümü hakkında sorular sormak istiyorum. Ayrıca birlikte fotoğraf çektirmek istiyorum. Bu unutulmaz bir deneyim olacak!
| # | Påstand | Svar | Forklaring |
|---|---|---|---|
| 1 | Å lese bøker er den beste metoden for å øke eksponeringen for nye ord som læres ut fra sammenhengen. | Sant | Teksten sier «Kitap okumak, bağlam içinde öğrenilen yeni kelimelere maruz kalmanızı artırmanın en iyi yoludur» (lesing er den beste måten å øke eksponering for nye ord lært i kontekst). |
| 2 | En gruppe forskere har funnet ut at lesing senker blodtrykket, hjertefrekvensen og følelsen av psykiske plager mye mer enn yoga og meditasjon. | Usant | Teksten sier lesing senket disse «yoga ve meditasyon kadar etkili bir şekilde» (like effektivt som yoga og meditasjon), ikke mye mer enn. |
| 3 | Etter hvert som leseevnen din modnes, blir nettverkene i hjernen sterkere og mer komplekse. | Sant | Teksten sier «Okuma yeteneğiniz olgunlaştıkça, bu ağlar da daha güçlü ve daha karmaşık hale gelir» (når leseevnen modnes, blir nettverkene sterkere og mer komplekse). |
| 4 | MR-undersøkelser viser hvordan lesing påvirker hjerneaktiviteten. | Sant | Teksten sier forskere brukte funksjonelle MRI-skanninger for å måle virkningen av lesing på hjernen («fonksiyonel MRI taramaları kullanmıştır»). |
| 5 | Studier viser at folk som leser bøker, i løpet av kort tid utvikler en sterk evne til å forstå andres følelser og tro. | Usant | Teksten sier «zamanla yüksek bir yetenek geliştirdiğini» (utvikler en høy evne over tid), ikke «i løpet av kort tid». |
| 6 | Forskning viser at vi husker mer av det vi leser, når vi leser fysiske bøker, enn når vi leser digitale bøker. | Sant | Teksten sier «basılı kitapları okuyan kişilerin ... okuduklarının daha fazlasını hatırladığını» (de som leser trykte bøker husket mer av det de leste). |
Günümüzde gençlerin eskiye göre daha az kitap okuduğu bir gerçektir. Bunun en önemli nedeni, teknolojinin hayatımıza çok fazla girmesidir. Sosyal medya, video oyunları ve internet gibi dijital araçlar gençlerin dikkatini dağıtmaktadır. Akıllı telefonlar sayesinde her an eğlenceli içeriklere erişebiliyoruz ve bu durum kitap okumaya ayırdığımız zamanı azaltmaktadır.
Bence bu çok endişe verici bir durumdur. Kitap okumak hem kelime dağarcığımızı geliştirmekte hem de eleştirel düşünme becerilerimizi güçlendirmektedir. Ayrıca okuma, empati kurma yeteneğimizi de artırmaktadır.
Bu sorunu çözmek için aileler ve okullar birlikte çalışmalıdır. Okullar öğrencilere ilgi çekici kitaplar önermeli ve okuma saatleri düzenlemelidir. Aileler de evde kitap okuma alışkanlığını teşvik etmelidir. En önemlisi, gençlerin kitap okumanın yalnızca ödev değil, aynı zamanda keyifli bir aktivite olduğunu anlamaları gerekmektedir.
1 Ocak: Yeni yılın ilk günü! Bu yıl iki önemli kararım var: daha çok okumak ve daha çok yazmak. Bugün kütüphanemden bir roman seçtim ve ilk elli sayfasını okudum. Ayrıca bu günlüğe yazmaya başladım. Çok motive hissediyorum!
2 Ocak: Bugün sabah erkenden kalktım ve kahvaltıdan önce bir saat kitap okudum. Çok güzel bir alışkanlık olacağını düşünüyorum. Öğleden sonra geçen yılki anılarımı yazdım. Yazmak düşüncelerimi düzenlememde bana çok yardımcı oluyor.
3 Ocak: Bugün biraz zor bir gündü. Arkadaşlarım beni dışarı çağırdı ve kitap okumaya zaman bulamadım. Ama akşam yatmadan önce en azından birkaç sayfa okudum ve kısa bir günlük yazdım. Her gün biraz da olsa devam etmek önemli.
4 Ocak: Dördüncü gün ve hâlâ devam ediyorum! Bugün kitabımın yarısını bitirdim. Ayrıca arkadaşıma uzun bir mektup yazdım. Okumak ve yazmak gerçekten hayatımı zenginleştiriyor. Bu alışkanlıkları tüm yıl sürdürmek istiyorum.
| Tekst | Tittel | Forklaring |
|---|---|---|
| Tekst A | Reklam nedir? (Hva er reklame?) | Teksten definerer reklame som en promoteringsaktivitet som tar sikte på å selge produkter/tjenester, og omtaler det som en av de eldste markedsføringsformene. |
| Tekst B | Reklamların gayesi (Formålet med reklamer) | Teksten beskriver de tre hovedformålene med reklame: informere, overtale til kjøp, og minne om merkevarebudskapet. |
| Tekst C | Reklamcılığın uygulandığı alanlar (Områder der reklame brukes) | Teksten deler reklame inn i to felt: tradisjonell (trykk, TV, radio, billboard) og digital (internett, sosiale medier). |
| Tekst D | Reklam hazırlamadan önce (Før man lager en reklame) | Teksten handler om at reklamemakere bruker tid på å forstå målgruppens atferd og interesser før de lager reklamen. |
| Tekst E | Reklamın etkisini ölçmek (Å måle effekten av reklame) | Teksten handler om å måle reklamens virkning gjennom spørreundersøkelser, fokusgrupper og andre metoder. |
Günümüzde reklamlar hayatımızın her yerinde karşımıza çıkmaktadır. Televizyon, sosyal medya, internet siteleri ve hatta sokaktaki afişler sürekli olarak bize bir şeyler satmaya çalışmaktadır. Bu durum özellikle gençler üzerinde büyük bir satın alma baskısı yaratmaktadır.
Ben genellikle en yeni ve en popüler ürünleri satın almamaya çalışırım. Bir şey almadan önce gerçekten ihtiyacım olup olmadığını düşünürüm. Ancak bazen ben de reklamların etkisine kapılıyorum. Örneğin, ünlü bir sporcunun reklamını yaptığı spor ayakkabıları gördüğümde, onları çok istemiştim. Aslında eski ayakkabılarım gayet iyiydi, ama reklamdaki ayakkabılar çok şık görünüyordu. Sonunda o ayakkabıları aldım ve dürüst olmak gerekirse, eski ayakkabılarımdan çok farklı olmadıklarını fark ettim.
Gençlerin satın alma baskısı yaşamasının birçok nedeni vardır. Birincisi, sosyal medyanın etkisi çok büyüktür. Gençler sürekli olarak ünlülerin ve arkadaşlarının yeni ürünler kullandığını görmekte ve onlar gibi olmak istemektedirler. İkincisi, reklamcılar özellikle genç tüketicileri hedef almakta ve onların duygularını manipüle etmektedir. Üçüncüsü, akran baskısı çok güçlüdür. Arkadaşlarının sahip olduğu şeylere sahip olmayan gençler kendilerini dışlanmış hissedebilmektedir.
Bence bu sorunu çözmek için gençlere medya okuryazarlığı öğretilmelidir. Reklamların bizi nasıl etkilemeye çalıştığını anlamak, bilinçli tüketici olmamıza yardımcı olabilir. Ayrıca aileler de çocuklarıyla para yönetimi ve bilinçli tüketim konularında konuşmalıdır. En önemlisi, mutluluğun satın aldığımız şeylerle değil, ilişkilerimiz ve deneyimlerimizle geldiğini unutmamalıyız.